Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

Romancısın sen romancı kal



Toplam oy: 24

Bazıları tatlı hırsları, bazıları başarılarını katlamak, bazıları da faturalarını ödemek için senaryo yazarlığına soyundu. Kimi eline yüzüne bulaştırdı, kimi başardı ama hiçbiri romandan aldığı tadı alamadı. İşte o yazarlar ve sinema maceraları

 

Roman uyarlamaları, neredeyse sinemanın sıklıkla başvurduğu bir alt tür halini aldı. Pek çok romancı da sinemanın cazibesine kendini kaptırıp senaryo yazmakta şansını denedi. Bazıları sırf faturalarını ödeyebilmek için, bazılarıysa yeni bir mecrada rüştünü ispatlamak için. Ne var ki, şans hepsinin yüzüne gülmedi; kelimelerin ustası kimi yazarların senaryoları defalarca Hollywood tarafından reddedildi. Hatta “Sana ne para ödeyecekmişim be! Asıl sen bize para ver” gibi ‘düzeyli’ cevaplar alan bile oldu. İşte günahıyla sevabıyla Hollywood’da şansını deneyen kimi yazarlar ve onların ‘tuhaf’ maceraları...

 

 

Hiçbir zaman senaryo yazamayacağım

 

 

 

William Faulkner, senaryo yazmanın taviz vermek anlamına gelip gelmediği sorusuna “Elbette. Çünkü sinema filmi doğası itibariyle işbirliği gerektirir ve her işbirliği de aslında taviz vermek demektir” demişti. Faulkner senaryo denemelerini sonradan şöyle değerlendirecekti: “Şayet kendime veya sinema sanatına saygıdan, senaryo yazma işini ciddiye alamayacağıma inansaydım, hiç kalkışmazdım. Şimdi hiçbir zaman iyi bir senaryo yazamayacağımı biliyorum.”

 

 

 

Üstüne bir de para mı istiyorsun

 

 

 

Faulkner’la ağaşı yukarı aynı zamanlarda yolu Hollywood’a düşen F. Scott Fitzgerald umduğunu bulamadı. Pek çok filmde çalışan Fitzgerald’ın ismi sadece bir filmin künyesinde yer aldı. Yönetmen Billy Wilder “Boruları nasıl bağlayacağını bilmiyor ki su rahatça aksın” demişti. Dorothy Parker bir yönetmenin Fitzgerald’a “Sana ne para ödeyecekmişim be! Asıl senin bize para ödemen gerek” dediğini aktarıyor.

 

 

 

Hollywood parası kar gibi kar

 

 

 

Parker da Hollywood’da şansını deneyen isimlerden. Oscar Ödüllü Bir Yıldız Doğuyor/ A Star is Born filminin senaryo ekibinde yer alan Parker, sonraları siyasi görüşleri nedeniyle kara listeye alındı. Parker, “Hollywood parası para değil ki. Kar gibi elinizde erir de haberiniz olmaz. Hiç o zamanları hatırlatmayın bana; Orada çalışmak hadi berbattı, ama şimdi düşününce bile berbat geliyor” demişti.

 

 

 

İyi kitaplardan kötü filmler

 

 

 

Britanyalı yazar Graham Greene’in romanları neredeyse 60 kez beyazperdeye uyarlandı. Ne var ki “Hollywood yazdığım hemen her kitabı alıp kötü bir filme dönüştürdü” diyen hoşnutsuz Grene, ipleri eline alıp The Third Man ve Our Man in Havana gibi bazı romanlarını kendi beyazperdeye aktardı. Yönetmen David O. Selznick ise Greene’e hoş tavsiyelerde bulunur: “Daha iyi bir başlık bulamadın mı? Ne bileyim, ben yazar değilim ama kim The Third Man diye bir filmi izlemek ister ki? Şöyle Viyena’da Gece/ Night in Vienna gibi bir şey yapsak olmaz mı?”

 

 

 

Benim yazdığım film bu değil

 

 

Sezar’ın hakkı Sezar’a, Nabokov asla para için senaryo yazmadı. Ama Stanley Kubrick Lolita’yı beyazperdeye aktarmak istediğini söylediğinde kollarını sıvayıp duruma el attı. Sonuç: Filmde Nabokov’un üç beş cümlesi ya var ya yok... Nabokov sonradan filmle ilgili şunları söyleyecekti: “Hukuki olarak benim senaryonun yazarı olarak görünmemi haklı gösterecek derecede alıntı olsa da, film aslında benim hayalimdeki o görkemli yapıtın ve Los Angeles’ta altı ay boyunca sahne sahne üzerinde çalıştığım eserin minicik bir yansımasından ibaret. Kubrick’in filminin vasat olduğunu söylemeye çalışmıyorum. Kendi klasmanında bir başyapıt olabilir, ama benim yazdığım film bu değil.”

 

 

Eline yüzüne bulaştırdı

 

 

 

Kazuo Ishiguro’nun Günden Kalanlar ve Beni Asla Bırakma romanları beyazperdeye aktarıldığında hayli ses getirdi. Uyarlamalarla ilişkisi olmayan Ishiguro, The White Countess gibi çeşitli senaryolar da yazmasına karşın “eline yüzüne bulaştırdı.” Hevesi kırılan Kazuo Ishiguro “yazmak zorunda olduğu romanları” yazmaya verdi kendini.

 

 

Evini Hollywood’a taşıdı

 

 

 

Joan Didion, işi ciddiye alıp senarist eşi John Gregory Dunne ile Hollywood’a taşındı. Dorothy Parker gibi A Star is Born’un 1976 yapımında çalışan Didion, pek çok senaryo ekibinde yer aldı, zaman zaman da Play It As It Lays gibi romanlarını beyazperdeye aktarmayı denedi. Didion 2004’teki bir söyleşisinde konuyu özetledi: “Yazarlık değil ki bu. Yönetmene not yazıyorsunuz sadeceoyunculara da değil, yönetmene.”

 

 

 

Yönetmenleri beğenmedi

 

 

 

Out of Sight, Get Shorty, 3:10 to Yuma ve Justified gibi ses getiren yapımlar Elmore Leonard’ın eserlerinden uyarlandı. Leonard, 1990’larda havlu atana kadar senaryo ekiplerinde de çalıştı. Leonard asıl talihsizliğin çalıştığı ekiplerin yetersizliğinden kaynaklandığını açıkça belirtiyor: “Şöyle iyi bir yönetmenle çalışma şansına sahip olamadım ki oturup karşılıklı istediğimiz şekilde yönlendirelim hikâyeyi. Ben de 1993’te ‘Benden bu kadar’ dedim.”

 

 

Şu havalı para babaları var ya

 

 

Raymond Chandler’ın The Big Sleep romanının beyazperde uyarlaması Humphrey Bogart’ın da başrolü üstlenmesiyle birlikte kült halini aldı. Chandler Hollywood’da şansı yaver gider ender isimlerden biri; zira senaristliğini üstlendiği Double Indemnity ve Strangers on a Train gibi filmler de epey başarılı oldu. Ama Chandler Hollywood senaristlerine verip veriştirmekten yine de kendini alamadı: “Sadece yazarların senaryo yazabileceğini, sadece bağımsız ve gururlu yazarların iyi senaryo yazabileceğini, mevcut sistemin bu yazarlar üzerindeki etkisinin sinemanın yaşam damarlarına da yıkıcı bir etkisi olduğunu şu havalı para babalarının bir gün anlayacağını umut ediyoruz. Bir de, akli melaikeleri buna elveren Hollywood yazarlarının senaryo yazmanın kendi söküğünü dikemeyen amatörlere uygun bir iş olmadığını anlayacaklarını umut ediyoruz.”

 

 

 

 

Kaynak: Taraf

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Henry Miller’ın otuz yıla yakın bir süre boyunca yasaklı kalan, büyük tartışmalara hedef olan ve bugün çağdaş edebiyatın klasiklerinden sayılan başyapıtı Yengeç Dönencesi, Avi Pardo çevirisiyle yeniden Türkçede.

“Parasızım, çaresizim, umutsuzum. Dünyanın en mutlu adamıyım.” (Henry Miller, Yengeç Dönencesi)

James Joyce hayranlarına müjde! Yazarın el yazısı ile yazdığı taslaklara artık internet üzerinden erişilebilecek.

Meksika’nın önde gelen edebiyatçılarından Carlos Fuentes, 83 yaşında yaşamını yitirdi. Kalp yetmezliği nedeniyle hayatını kaybeden yazarın ölüm haberini Meksika devlet Başkanı Felipe Calderon Twitter hesabından duyurdu: "Çok sevilen ve beğenilen Meksikalı evrensel yazar, sevgili dostum Carlos Fuentes'in ölümünden derin bir üzüntü duyuyorum.''

 

95 yaşındaki Kirk Douglas, e-kitapta şansını denemek için o kadar da yaşlı değil. Efsanevi aktörün anıları haziran ayında e-kitap formatında piyasaya çıkacak. I Am Spartacus! Making a Film, Breaking the Blacklist adlı kitap, 1960’ta ortaya çıkan ve Hollywood’un şüpheli komünistlerine karşı uygulanan yasağı yıkan Latin destanını anlatıyor.

Yapılan araştırmaya göre; günümüz yazarları 18. ya da 19. yüzyılda yaşayan yazarlardan değil, çağdaşlarından etkileniyor.

Tarih geçmişte yaşananlar mıdır, yoksa tarihçilerin anlattıkları mıdır, sorusunu geçeli çok oldu. Artık bizim için tarih popüler kültür ürünlerinin kullanımına açılmış bir engin alandır.

Cumhuriyetin Osmanlı tarihini keşfi son sürat devam ediyor… Çılgın bütçeli filmler, olay yaratan diziler, yıldızlaşan Osmanlı tarihçilerinin çalışmaları, onların tarihe getirdikleri yeni yorumlar ve elbette romanlarla Osmanlı İmparatorluğu’nu keşfetmekle, cılkını çıkarma kıvamı arası bir yerlerdeyiz şimdilik.

 

Söyleşi

Behçet Çelik: Okuyucuyu hesaba katarak yazmıyorum

ŞahaneBirKitap

Consuelo, ona ailesinin verdiği isim: Meksikalı bir kadın, hizmetçilerin hizmetçisi, hiç sesi çıkmayan, durmaksızın acı çeken, katlanan ve dayanan. Connie, onun koleje gidip iki yıl burada okumayı başarmış hali, bir parça da olsa toplumun diplerinden yukarılara uzanmasını sağlayan.

Anket

Okuma kültürünün yaşı olur mu?

Ceren Çıplak sokağa çıktı ve sordu: Yeni türeyen 'gençlik edebiyatı' kategorisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce okumanın yaşı olur mu?



kitap-eleştiri bir EBİ markasıdır

kitap arkadaş evlilik itiraf paylaşım oyun