Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Yazarlar


Emre Bayın

1988 İstanbul doğumlu. Öğrenimini Marmara Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde sürdürdü. Çeşitli dergi ve kitap eklerinde yazıları yayımlandı.   

Tüm Yazıları

“Şehrin neresinde olursak olalım, ister evden işe koşturalım, ister dost akraba ziyaretine gidelim, okuldan dönüyor olalım ya da bir cenazede sessizce düşünüyor olalım, bu merkezin hayali, kafamızın içinde hayatımıza bir çeşit, bir istek ve anlam vererek ışıldar durur. Orada, hayal ettiğimiz o yerde asıl hayat vardır. Oraya doğru gidilmelidir.

2013'ün bitmesine günler kaldı. Büyük bir coşkuyla karşıladığımız bu yıl, edebiyat dünyasına neler getirdi? Sizler için derledik ve iki parça halinde, peyderpey yayınlayacağız. İşte ilk kısım!

 

 


 

 

Aramızdan ayrılanlar

 

2013'ün bitmesine günler kaldı. Büyük bir coşkuyla karşıladığımız bu yıl, edebiyat dünyasına neler getirdi? Dün başladığımız 2013 yılı derlemesine, bugün "Etkinlikler", "Ödüller", "Uyarlamalar" ve "Yayıncılık" başlıklarıyla devam ediyoruz.

 

 


 

 

Etkinlikler

 

Okurlar ile yayın dünyası arasında bir köprü kuran kitap eklerini çıkarmanın zorlukları olmaz mı? Elbette var… İşte, bu zorlukları da, yayınladıkları ekin diğer kitap eklerinden farkını da, internet medyasının kitap eklerine etkisini de Türkiye’de yayınlanan bu eklerin editörlerine sorduk.

Geçtiğimiz yıl “Satantango” adlı romanı Şeytan Tangosu adıyla çevrilince Türkçe okuruyla buluşan Laszlo Krasznahorkai’nin bu kez de,  “War and War” adlı romanı Savaş ve Savaş adıyla, Gün Benderli tarafından Türkçeleştirildi.

Yusuf Atılgan, öyküleri ve biri yarıda kalmış üç romanı ile hakkında en çok yazılan ve konuşulan yazarlarımız arasında. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan mektupları yazara yönelik bu ilgiyi biraz daha arttıracağa benziyor. Atılgan’ın mektuplarının adresi, memleketi Manisa’nın Hacırahmanlı köyünden, Halil Şahan.

Ayfer Tunç’un edebiyat hayatının 25. yılı dolayısıyla Mimar Sinan Üniversitesi Fındıklı Kampüsü Sedad Hakkı Eldem Oditoryumu’nda bir etkinlik düzenlendi. “Çağdaş Edebiyata Akademik Yaklaşımlar I: Edebiyat Hayatının 25. Yılında Ayfer Tunç” adını taşıyan etkinliğe konuşmacı olarak 15 yazar, akademisyen ve eleştirmen katıldı.

 

Bazı kelimelerin algılanışı kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Kültürel çeşitlilik, dini inanış, farklı yaşam tarzları, bu algısal değişikliğin oluşmasını sağlayan en önemli etkenler. Andrej Nikolaidis'in romanına isim olarak seçtiği kelime de bunlardan biri: Kıyamet.

 

2014-2015 eğitim-öğretim yılı hem ilköğretim ve lise, hem de üniversite öğrencileri için başladı bile. Okul yolunu tutan öğrencilerden bir bölümü ise edebiyat fakültelerini tercih etmişlerdi. Aralarında bu tercihi yazar veya şair olma hayaliyle yapanlar da vardı şüphesiz.

 

Yayın yönetmenliğini Sibel Oral’ın üstlendiği K24, T24 haber sitesinin “kitap, kültür, kritik” kolu olarak bu ay yayın hayatına başladı. K24’ün açılış konusu ise Nobel Edebiyat Ödülü sahibi yazar Orhan Pamuk’un Kafamda Bir Tuhaflık adlı romanıydı. Romanı K24 için Murat Gülsoy, Jale Parla ve Feride Çiçekoğlu değerlendirdi.

 

Söyleşi

Emre Yavuz ve Sinan Ural ile söyleşi:


“İşin sırrı çizgi romanda ya da figürde değil, biriktirme tutkusunda.”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.