Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Büyülü gerçekçiliğe giriş




Toplam oy: 94

Latin Amerika'nın damarlarından doğan bir edebiyat akımı büyülü gerçekçilik. Her ne kadar şimdilerde Latin Amerika'nın sınırlarını çoktan aşmış olsa da bu akımın sınırları ilk günkü kadar bulanık. Hikayenin bir anda gerçekliğin sınırlarını esnetmeye başlaması okuma deneyimine heyecan kattığı kadar okurun aklını karıştırmaya da müsait.  O halde büyülü gerçekçilik hakkında fikir edinmek isteyen bir okur işe nereden başlamalı? İşte büyülü gerçekçiliğe giriş niteliğinde birkaç kitap...

 

1. Yüzyıllık Yalnızlık - Gabriel Garcia Marquez

 

Gabriel Garcia Marquez'in büyülü gerçekçiliğin kurucularından sayılması boşuna değildir. Yazar şaheseri sayılan Yüzyıllık Yalnızlık'ta özellikle büyükannesinden dinlediği masallardan etkilenmiştir ve romanının yer yer bir masala benzeyişi de bundandır.

 

 

 

2. Sevilen - Toni Morrison

 

Amerika'nın yaşayan en önemli yazarlarından biri olan Toni Morrison, Sevilen adlı romanında hayaletlerle yüzleştirir ana kahramanı Seth'i. Bir yanıyla kölelik zulmünü anlatan bu roman bir yönüyle de gerçekliğin sınırlarında gezinir.

 

 

3.Usta İle Margarita - Mihail Bulgakov

 

Bulgakov'un özünde Sovyetler'deki hayatı hicvettiği Usta İle Margarita Stalin rejimi sırasında kaleme alınmıştı. Kitap öyle eleştiriler barındırıyordu ki 1940'da tamamlanmış olmasına rağmen 1966'ya kadar yayınlanma şansı bulamadı. Bu romanda şeytan bu kez Sovyetler Birliği'ni ziyaret eder ve adı da Woland'dır. Şeytan ve yardımcılarının Moskova'yı birbirine katan fantastik öyküsüdür Usta İle Margarita'da okuduğumuz.

 

 

 

4. Ficciones - Hayaller ve Hikayeler - Jorge Luis Borges

 

Borges okumaya başlamak için en iyi eser olarak kabul edilen Ficciones içinde gerçeküstü ve büyülü alemler barındırır. Spekülatif kurgunun öncülerindendir Borges, yazdıklarıyla okurlarını farklı evrenlerde geziniyormuş gibi hissettirir.

 

 

 

5. Ruhlar Evi - Isabel Allende

 

Şilili azar Isabel Allende'nin ilk romanı olan Ruhlar Evi bir ailenin üç kuşağının hikayesini Marquez'e yaklaşan bir ustalıkla anlatır. Yaşayanlarla ölülerin hayatı iç içe geçer Ruhlar Evi'nde. Doğduğu Latin Amerika'nın mirasını ustalıkla taşır satırlarına Isabel Allende.

 

 

6. Acı Çikolata - Laura Esquivel

 De La Garza ailesinin evlenmesi yasaklanmış ve ölümüne dek annesine bakmakla görevlendirilmiş en küçük kızı Tita'nın, yaptığı büyülü yemeklerle gerçeğe döndürmeye çalıştığı umutsuz aşkının hikayesidir Acı Çikolata. Yarım kilo soğan, iki baş sarmısak, bir tutam fesleğen, romanın her satırından fışkıran yakıcı aşkın simgesine dönüşür bu romanda.

 

 

7. Geceyarısı Çocukları - Salman Rushdie

 

Hindistan'ın mistisizminden beslenen Salman Rushdie, Geceyarısı Çocukları'nda 15 Ağustos 1947 günü, geceyarısı saat on ikide, Hindistan'ın bağımsızlığının ilan edildiği anda dünyaya gelen Salim Sina'nın hikayesini anlatır. Sina'nın kendiyle aynı anda doğan 1001 çocukla telepatik bir iletişimi de vardır.  Bu yolla içinden çıkılmaz bir biçimde ülkesinin tarihine bağlanan Salim, zaman içinde yol aldıkça modern Hindistan'ın zaferlerine, felaketlerine, trajedilerine ve büyük çelişkilerine ayna olur.

 

 

 

8. Zemberekkuşu'nun Güncesi

 

Japon yazar Haruki Murakami de eserlerinde yer yer büyülü gerçekliğin etkisini hissettiren yazarlardan. Murakami Zemberekkuşu'nun Güncesi'nde karısının kayıp kedisinin peşinde gerçeküstü maceralara atılan Toru Okada ile tanıştırıyor bizi.

 

 

 

 

 


 

 

 

Kaynak: Bookriot

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Birçoğumuzun Narnia Günlükleri ile tanıdığı bir yazar C.S. Lewis. Yakın dostu J.R.R. Tolkien ile birlikte fantastik edebiyatın en önde gelen isimlerinden biri aynı zamanda. Otuzdan fazla esere imza atan Lewis aynı zamanda bir eğitimciydi, dünyanın en prestijli üniversitelerinden biri olan Oxford Üniversitesi'nde de İngiliz edebiyatı üzerine dersler veriyordu. Yani C.S.

Can Yayınları’nın kurucusu Erdal Öz’ün anısını yaşatmak için ailesi tarafından her yıl düzenlenen Erdal Öz Edebiyat Ödülü, yeni sahibini buldu. Ödül dün akşam, 18 Eylül pazartesi günü İstanbul'da, Pera Palace Hotel Jumeriah'ta düzenlenen törenle şair, çevirmen, akademisyen Cevat Çapan’a verildi.

 

Dünyaca ünlü çocuk kitabı yazarı E. B. White’ın Maine’deki evinin satışa sunulacağı haberi tartışmalara yol açtı. Özellikle Örümcek Ağı ve Stuart Little'ın Maceraları kitaplarıyla çocuk edebiyatında çığır açan bir yazarın, bu eserleri yarattığı evi özel bir mülk mü olmalı, yoksa edebiyat tarihinin bir parçası olarak halka mı kazandırılmalı? E. B.

Bayreuth Festivali, 19. yüzyılda Almanya'nın Bayreuth kentinde besteci Wagner'in opera performanslarının sunulduğu ve her yıl düzenlenen müzik festivali. Bu Festivali Richard Wagner'in kendisi tasarlamıştı. Sanırım 8 yıl önceydi Bayreuth’u ilk duyuşum.

Elinize aldığınız romanın bir köşesinde onun “Bir Metin Çakır polisiyesi” olduğu yazıyorsa merakınızı her zaman diri tutacak, temposu hiç düşmeyen, çoğunlukla kahkahalar atarak okuyacağınız bir polisiye okumaya hazırsınız demektir. Kendisine böylesine alışmışken, Metin Çakır bir ara bizleri korkutmuş, ancak beşer yıl arayla görüşebilmiştik.

Söyleşi

Tarkan Kaynar ile söyleşi:


"Hayvanlar her zaman ilacım olmuştur."


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.