Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Çavdar Tarlasında Çocuklar hakkında bilmediğiniz 15 şey




Toplam oy: 323

1. Gün geçmiyor ki dünyanın bir yerlerinde Çavdar Tarlasında Çocuklar’ın bir kopyası satılmasın. Evet, doğru duydunuz.  Çavdar Tarlasında Çocuklar her gün dünya çapında ortalama 685 kopya satılıyor.

 

2. Takvimler 1946’yı gösterdiğinde  J. D. Salinger The New Yorker dergisine Çavdar Tarlasında Çocuklar’ı tefrika etmeyi önermişti. Fakat bu önerisi derginin editörleri tarafından kabul görmedi. Çünkü editörler romanın baş kişisi Holden Caulfield’ı inandırıcı bulmamışlardı!

 

3. Çavdar Tarlasında Çocuklar’ın ahlaki sebeplerle birçok kez sansüre takıldığı bilinen bir konu. Ancak 1978 yılında kitabın Washington, Issaquah’taki liselerde okutulması “komünizm hakkında” olduğu gerekçesiyle yasaklandı.

 

4. Takvimler 1981’i gösterdiğinde ise Çavdar Tarlasında Çocuklar aynı anda Amerika Birleşik Devletleri’nin en çok sansürlenen kitabı ve okullarda en çok okutulan ikinci kitabıydı.

 

5. Çavdar Tarlasında Çocuklar bugün de Amerika Birleşik Devletleri’nin en çok tartışılan kitaplarından biri olmayı sürdürüyor. 

 

6. John Lennon’u vurarak ölümüne sebep olan Mark David Chapman tutuklandığı sırada Çavdar Tarlasında Çocuklar’ı okuyordu. Chapman Lennon’u öldürürse Holden’ın ruhuna sahip olacağına inanıyordu. Hatta bir keresinde Lennon’u öldürme sebebinin insanları Çavdar Tarlasında Çocuklar’ı okumaya teşvik etmek olduğunu bile söyledi! Sonrasında da ismini resmi olarak Holden Caulfield olarak değiştirmeye çalıştı.

 

7. Çavdar Tarlasında Çocuklar’ın bir diğer “ölümcül” hayranı da 1981 yılında Ronald Reagan’a suikast düzenlemeyi deneyen John Hinckley Jr.’dı. Polisler evinin oturma odasında Çavdar Tarlasında Çocuklar’ın bir kopyasını bulduğunda Hinckley takip etmekte olduğu oyuncu Jodie Foster’dan ilham alarak suikaste kalkıştığını söyledi.

 

8. Kitapta “kofti” sözcüğü 35 kez, “çılgın” sözcüğü 77 kez ve “ Allah’ın cezası” deyimi 245 kez kullanılırken “mutlu” sözcüğü sadece ve sadece iki kez kullanılmıştır.

 

9. J.D Salinger İkinci Dünya Savaşı sırasında Amerikan Ordusu’nda hizmet vermiş ve Normandiya Çıkarması’na katılmıştır. Çıkarma başladığı sırada Salinger kitabın altı bölümünü eşyaları arasında taşımaktadır.

 

10. Salinger Normandiya’dan Almanya’ya giderken yolda Ernest Hemingway ile tanışır. Hemingway Salinger ile ilişkisini mektuplaşarak sürdürmek istemektedir. Holden Caulfield’ın dediklerinin aksine, Hemingway’ın Silahlara Veda’sında yazarlar arasında bir dargınlık bulunduğunu düşündüren hiçbir ifade yoktur.

 

11. Salinger 2009 yılında, İsveçli bir yazarın 60 yaşındaki Holden Caulfield’ın bir bakımevinden kaçışını konu alan romanını bastırmasına mani oldu. Avukatları Salinger’ın telif hakları serbest kalmadıkça bu kitabın Amerika Birleşik Devletleri’nde yayınlanmasının mümkün olmayacağını söyledi. Kitap yine de İngiltere’de yayınlandı. Kitabın yazarı John David California mahlasını kullanıyordu.

 

12. Çavdar Tarlasında Çocuklar hiçbir zaman başarıyla sinemaya uyarlanamadı. Aralarında Marlon Brando, Jack Nicholson ve Leonardo Di Caprio’nun da bulunduğu birçok aktör kitabı filme uyarlamayı denedilerse de başarılı olamadılar. 

 

13. Fakat eğer böylesi bir film başarılı olsaydı Holden Caulfield’ın 30’ların çocuk oyuncusu Freddie Bartholomew gibi görünmesi gerekirdi şüphesiz.

 

14. Salinger’ın babası onu ticaret konusunda kendisini geliştirmesi için İkinci Dünya Savaşı’ndan önce Avusturya’ya gönderen başarılı bir et ve peynir tüccarıydı. Fakat henüz bir ay geçmeden Salinger hem et ticaretinden hem de Nazilerden kaçtı. Böylelikle bizler de çağımızın en iyi yazarlardan birini henüz tanımadan kaybetmekten kurtulduk.

 

15. Çavdar Tarlasında Çocuklar “berbat etmek (screw up)” ifadesinin günlük konuşma dilinde popülerleşmesini sağlamıştı.

 

 

 


 

 

* Kaynak: ShortList

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Köşesiz Hüzünler


Behçet Çelik’in 2010’da yayımlanıp 2011’de Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazanan kitabı Diken Ucu, içerdiği on dört hikayeyle Çelik’in yazı dünyasına ışık tutmaktadır.

İnceliğin Sesi Olan Öyküler

Diyabet son yıllarda görülme sıklığı hızla artan bir sorun. Halk arasında şeker hastalığı olarak da anılan bu zorlu hastalık, çocuklardan yaşlılara ve hatta hamilelere kadar pek çok insanı etkiliyor. Üstelik sadece ilaç kullanmak yeterli değil, sağlıklı bir hayat sürmek istiyorsanız, yaşam biçiminizde köklü değişiklikler yapmanızı da gerektiriyor.

 

Arkadaşlarınızı sizin çok sevdiğiniz bir diziyi seyretmeye ikna etmeniz bazen epey güç oluyor. Bırakın ikna etmeyi, söz konusu diziyi tarif etmek bile başlı başına bir problem halini alabiliyor. Geçenlerde başıma geldi. Kalanlar'ın (The Leftovers) sonlarına yaklaşmıştım ve hayatımda seyrettiğim en güzel dizilerden birisi olduğunu düşünüyordum.

Kitabevi raflarında karşımıza çıkan kitaplara bir müddet sonra sinema salonlarında da rastlamaya alıştık. Gerek Hollywood, gerekse bağımsız sinema endüstrisi edebiyattan sıklıkla besleniyor artık. Peki 2018'de hangi romanların uyarlamalarını izleme fırsatı bulacağız? İşte 2018'de beyazperdede göreceğimiz 10 roman:

 

 

Söyleşi

Serhat Tolga Yıkıcı ve Ayşegül Kirpiksiz ile söyleşi:


 “Wattpad genç okuru daha iyi anlamamıza imkan veriyor.”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.