Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Editörden // Edebiyat ile hukukun kesiştiği noktalar




Toplam oy: 1097

Edebiyat ile hukukun kesiştiği noktaya, daha doğrusu olası noktalara doğru ilerlediğimizde, karşımıza ilk çıkacak yapıtların Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sı ile Kafka’nın Dava’sı olacağına kesin gözüyle bakabiliriz. Üstelik daha ilk bakışta, Kafka’nın Dava romanındaki bölüm başlıkları dahi hukuksal bir süreci ifade eder gibidirler; “tutuklanma”, “ilk sorgulama”, “boş mahkeme salonunda”... Uzun zamandır edebiyat ve hukuk üzerine yazan, dersler veren Cemal Bâli Akal’a göre ise Dava, “bir hukuk kitabı değildir”; en azından edebiyat ve hukuk yazılarını bir araya getirdiği Hukuk ya da Kukla Tiyatrosu isimli kitabının bir bölümüne bu başlığı atmış... Şöyle sonlandırıyor kitabındaki bu bölümü Cemal Bâli Akal: “Zembille gökten indirilmiş, adaletin şaşmaz kılıcını ve terazisini kafamızın üstünde sallayıp duran, gökten indirildiği için de dünyanın tamamını düzenleyen otonom bir tabii hukuk anlayışından yanaysak, [söz konusu] organizmaya ‘hukuk’ der çıkar, Dava’yı da onu olumsuzlayan bir hukuk kitabı sayarız. Ama hukuku dünyanın yarattığını, onun da dünyaya ilişkin her şeye bağlı olduğunu ve sayısız dünyevi neden tarafından sayısız biçimde belirlendiğini düşünürsek, Kafka’nın Dava’sının, hukuku da içeren bir başka zorunluluğun bize açtığı dava olduğuna karar veririz. Dava’nın her şeyden önce bir edebi eser olduğunu ve başka sayısız yoruma da kapıyı açacağını hiç unutmadan.”

 

Elbette yalnızca kitaplarından isimlerinden ya da bölüm başlıklarından yola çıktığımızda kafamızın karışması doğal. Hatta son zamanlarda tanıklık ettiklerimiz de bize bu konuda pek yardımcı olacak gibi görünmüyor. İşte tam da bu noktada, her iki tarafa da “yakın” duran Behçet Çelik’in, SabitFikir’in bu sayısındaki dosya yazısı yardımcı olabilir. Edebiyat ve hukuk arasındaki ilişkiden, yakınlıktan ve uzaklıktan söz ediyor Behçet Çelik: “Mesleği hukukçuluk olan ya da hukuk eğitimi almış yazarlar hiç az değildir; aralarında mesleğinin izini eserlerinde görebileceğimiz yazarlar olduğu gibi, diyelim yıllarca hayatını avukatlık yaparak kazandığını duyduğumuzda çok şaşıracağımız isimler yer alır. Oktay Rifat avukattır mesela, ama şiirlerinde onun mesleğini bize hissettiren dizeler, söyleyişler, yaklaşımlar bulabilir miyiz? Ya da Demir Özlü’nün, Vüs’at O. Bener’in hikayelerinde? Oysa Necati Cumalı’nın kimi eserleri doğrudan mesleğinden izler taşır. Edebiyatla ilgili hemen her konuda olduğu gibi bu konuda da bir genelleme yapmak doğru olmaz. Grinin pek çok tonu var.”

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Günlük yaşantıdaki kurallar çoğu zaman, yazılan eserler için de geçerlidir. Zorla gerçekleşen, kendine biçilen rolden fazlası istenen veya aşırıya kaçan her şey güzelliğini yitirir. Şair Eyyüp Akyüz, son kitabı Eskiden Buralar’da, adeta bu bilginin ışığında şiirlerini uzun tutmadan bitiriyor ve akılda kalan mısraları bize yadigâr kalıyor.

 

-Kimsin?

-Anneannemin torunuyum.

 

Divan Edebiyatı, sahibi meçhul bir kavram. Her halükârda 20. yüzyılın başında ortaya çıktığı konusunda bir tartışma yok. İskoçyalı oryantalist Elias John Wilkinson Gibb’in 1900 yılında yayınlanan Osmanlı Şiiri Tarihi kitabında bu kavrama hiç yer verilmez. Hepsi batılılaşma döneminde düşünülen isim alternatiflerinden biridir “Divan Edebiyatı”.

Arap coğrafyasında üretilen roman, öykü ve şiirler son yıllarda edebiyat gündeminde karşılık buluyor. Avrupa başta olmak üzere Batı’da düzenlenen büyük ve uluslararası kitap fuarlarındaki temsiliyetin güçlenmesi, en yeni eserlerin prestijli birçok ödüle değer görülmesinin bu ilgideki payı büyük elbette. Batı’nın doğuyu gördüğü “egzotik göz”le romantize edilemeyecek bir yükseliş bu.

Yirminci yüzyıl başlarında İngiltere genelinde Müslümanlara yönelik hasmane tavırlar öne çıkarken, İslam’ı seçenlerin sayısında da gözle görülür bir artış söz konusudur. İslam’la müşerref olan bu şahsiyetler, yeri geldiğinde İslam dünyasının savunucuları olarak da önemli faaliyetlerde bulunmuşlardır.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.