Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Hayali yerler




Toplam oy: 32

Edebiyat tarihi bildiğimiz, tanıdığımız yerler kadar sadece hayal dünyamızda var olan yerler de ihtiva eder. Bu yerler kimi zaman içinde yaşadığımız dünyanın kimselerin bilmediği bir köşesinde kurulmuştur, kimi zamansa çok uzaklarda bir yerlerde. Fakat bu yerlerin kimileri vardır ki onların ortak özelliği okurlarının o yerleri görmek, o hikayelerin bir parçası olmak istemesini sağlamasıdır. Bu hayali yerler onları hemen her ayrıntısıyla tasarlayan, kurgulayan ve inşa eden yazarlarının başarısını da gözler önüne serer elbette. İşte okurları yazarın hayal gücüne hayran bırakan kimi hayali yerler:

 

1. Isadora - Görünmez Kentler - Italo Calvino

 

İtalyan yazar Italo Calvino'nun Görünmez Kentler adlı romanı Marco Polo ile Kubilay Han arasında geçen bir satranç maçını konu alır. Bu satranç maçı boyunca Marco Polo ve Kubilay Han, Marco Polo'nun seyahatleri üzerine sohbet ederler. Bu hikayenin asıl dikkat çekici unsuru ise Marco Polo'nun seyahat ettiği kentlerin hepsinin hayali ve kadın isimleriyle isimlendirilmiş olmasıdır. Elli beş farklı kentten biri de Isadora'dır. Binalarda katların deniz kabuklarıyla kaplı sarmal merdivenlerle birbirine bağlandığı, en iyi teleskopların ve kemanların imal edildiği, iki kadın arasında bocalayan bir yabancının daima bir üçüncüsüne rastladığı kenttir Isadora.

 

 

2. Macondo - Yüzyıllık Yalnızlık - Gabriel García Márquez

 

Kolombiya'nın dünyaya kazandırdığı en önemli yazarlardan biri Gabriel García Márquez ve yazarın eserlerinin belki de en ünlüsü Yüzyıllık Yalnızlık. Yazarın birçok romanı gibi, Yüzyıllık Yalnızlık da çocukluk yaşantılarından önemli izler taşır.  Buendía ailesinin yüz yıla yayılan tarihi Márquez'ın büyüdüğü şehir Aracataca'dan esinlenerek yarattığı Macondo kasabasında şekillenir. İklimi, insanları ve muz plantasyonları ile Güney Amerika kıyılarında olduğunu hissettirir Macondo, fakat yazar yine de kesin bir tarif vermekten ve bu kasabayı gerçekte var olan bir şehirle ilişkilendirmekten kaçınır.

 

 

3. Kış - Karanlığın Sol Eli - Ursula K. Le Guin

 

Kış, kendinden menkul bir gezegendir. Adı üstünde bu gezegende mütemadiyen yarı-kutup iklimi yaşanır. Bu gezegenin tüm sakinleri o anki hormonal durumlarına göre kadın ya da erkek olabilirler. Böylelikle cinsel kimliklerin oluşturduğu statü sembollerini de altüst etmiş olur yazar. Fakat bu barışçıl, akışkan ve değişken düzen dışarıdan gelen erkek bir elçi ile başlar değişmeye. Hayali yerler kurgulamak konusunda tartışılmaz bir başarısı vardır Le Guin'in. Karanlığın Sol Eli yazarın bu becerisini ortaya koyduğu en önemli eserlerinden biridir.

 

 

4. West Egg - Muhteşem Gatsby - F. Scott Fitzgerald

 

Caz Çağı'nın en çılgın partileri West Egg'de yaşanır, çünkü gizemli milyoner Jay Gatsby'nin malikanesi buradadır. Caz Çağı'nın bütün o coşkusunu, aşırılıklarını ve debdebesini birinci elden anlatır F. Scott Fitzgerald. Zira yazarın kendisi de Long Island'da verilen bu partilerin müdavimlerindendir. Fitzgerald da karakteri Jay Gatsby'nin evini Long Island'a yerleştirdiği kurgusal bir kasaba olan West Egg'e kurmuştur.

 

 

5. Zümrüt Şehri - Oz Büyücüsü -  L. Frank Baum

 

Zümrüt Şehri ilginç olduğu kadar ürkütücüdür de. Kansas'ın uçsuz bucaksız çayırlarından bir hortumun sürüklemesiyle gelir Dorothy Zümrüt Şehri'ne. Bu doğaüstü evrende evine geri dönmek için maceradan maceraya atılan küçük Dorothy'ye köpeği Toto ve yolda tanıştığı Teneke Adam, Korkuluk ve Korkak Aslan eşlik eder.

 

 

 


 

 

Kaynak: Electric Literature

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Yeni yıl diye adlandırdığımız takvim dönemine yaklaşırken, yayınevleri, bizi heyecanlı tutmak adına yazarlarının beklenen yapıtlarını müjdelemeye başlar; biz okurlar da, sıkıntılı zamanlarımızda sığınabilmek ve günü geçirebilmek için okunacak yeni kitapların beklentilerine kapılırız.

Anna Karenina'yı elime ilk aldığımda lisedeydim. Birkaç sayfa okuduktan sonra uzun ve sıkıcı bir roman olduğuna karar verip rafa geri koymuştum. İkinci denememde üniversiteden yeni mezun olmuştum, bu defa elimden bırakamadım. O yaşta beni en çok heyecanlandıran, romanın unutulmaz karakterleri ve elbette aşktı.

Kimilerine göre “modern zamanların ilk miti”, kimilerine göre de “ilk modern bilimkurgu” olan Frankenstein ya da Modern Prometheus 1818’de yayımlandı ve on sekizinci yüzyılın sonlarına doğru zirveye çıkıp on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında hız kesen Britanya gotik romanının geç dönem eserlerinden biri olarak edebiyat tarihine geçti.

Korkularımızdan can bulup yine korkularımızla beslenerek yaşayan canavarlar; genelde hayvansal formlara insani özellikler eklenerek şekillendirilmişler – bazen insanlar gibi dik dururlar, bazen insana özel yüz ifadeleri taşırlar, bazen konuşurlar vesaire… İnsani özellikler; inandırıcılıklarını ve dolayısıyla etkilerini artırırken, kendileriyle ilintili korkuları da cisimleştirir.

Sinema severlerin heyecanla beklediği dönemlerden biri yaklaştı! Bu yıl 17.'si düzenlenen !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali 15-25 Şubat'ta İstanbul'da, 1-4 Mart tarihlerinde de Ankara ve İzmir'de... Filmlerin yanı sıra !f Music de, Müjde Ar ve Tuğrul Eryılmaz’ın !f İstanbul’a özel sohbeti ve hayat verecek etkinlikleriyle çok konuşulacak gibi görünüyor. Bu yılın teması ise "Hayat Var!”

Söyleşi

Zeynep Şen

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.