Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Karne: İlk İnsan Diyeti, Var Olan Ada, Nimrod Çıldırışları




Toplam oy: 880

Üç kitabı baskısı, kapağı ve iç sayfaları yönünden değerlendirdiğimiz Karne'nin baskı kritikleri Libris Lipum, tasarım kritikleri Bila Perva tarafından yapılmıştır.

 

 

 

 

İlk İnsan Diyeti, Arthur De Vany, NTV Yayınları

 

Baskı

 

NTV Yayınları'nın en kötü ciltli kitabı. Sırt yuvarlanmış, kesim ve yan tutkal kötü, kabartmalar ziyan olmuş. İç baskı için de iyi şeyler söylemek mümkün değil. Ön arka baskı ayarsızlığı, boya dengesizliği vs.

 

 

 

 

 

 

 

Kapak Tasarımı

 

Orijinalinin aksine insan değil “av” merkezli bir kapak tasarımı. Kapak temsili bir mağara duvarı üzerine yazılmış kitap adı, alt başlık ve yazar adından oluşuyor. Bu temsili duvarda yer alan mağara resimleri ise kapağın etrafını çepeçevre saracak şekilde düzenlenmiş. Bu resimlerin tekrar etmesinin rahatsız ediciliği bir yana, yazılar için seçilen yazıtipi de tebeşir etkisi taşıyor. Bu tebeşir yazısını, başlığın üzerine gelen kısmi lakın da kurtaramadığını söylemeliyiz.

 

Arka kapaktaki kısa tanıtım metninin yazıldığı tırnaksız yazıtipinin de bu tebeşir yazısı ile uyumsuzluğu dikkat çekici. Sırt tasarımı zayıf ve rafta dikkat çekici olmaktan uzak.

 

 

İç Sayfa Tasarımı

 

İç sayfalarda kullanılan tırnaklı yazıtipi de, bölüm başlarında kullanılan biçimiyle çizgi kullanımı da epey eski yüzlü ve demode. Düz metin, tablo, başlık, ara başlık, alıntı gibi değişkenler tasarlanırken 3-4 çeşit yazıtipinin 3-4 alt formu kullanılmış. Bu çeşitlilik darmadağın bir tasarım ortaya çıkarmış.


Satır araları, yazı büyüklüğü ve diğer değişkenler ile metin ilişkisi sağlıksız. Dipnotların bir bölüm gibi ve tüm metnin yazı büyüklüğü ile aynı dizilmesi ise bir büyük yayınevi için affedilir bir hata değil.


Sayfa numaraları değil ama, onlara eşlik eden bölüm başlıkları oldukça küçük kalmış. Kullanılan kağıt arka veriyor. Künyesi ayrıntılı ve yeterli.

 

 

 

 


 

 

 

 

Var Olan Ada, Susanna Tamaro, Can Yayınları

 

 

Baskı

 

Bu sayının kitabı. Sırt bandı iyi hesaplanmamış arka kapağın rengi sırttan görülüyor, arka kapakta lak ayarsız, sırtta hafif yuvarlanma var. İç baskı düzgün.

 

 

 

 

 

 

Kapak Tasarımı

 

Bir çoksatan kapağı. Yazar adı hiyerarşinin en üstünde, kitap adı ise hemen ardından onu takip ediyor. Çevirmen ise detay olarak kapaktaki yerini almış. Yayınevi logosu ise abartısızca yerine yerleşmiş. Yazar adının üzeri kısmi lak ile kaplanarak kabartma bir yüzey oluşturulmuş. Renk uyumu sorunlarına rağmen okunaklı bir kapak.


Kapakta yazar adında yer alan ‘A’ harfleri arasında bir tür ayrımcılık yapılmış. İsmin dördüncü harfi olan A’nın iç çizgisi bir çentik halinde dışarıya taşıyor. Bu çentiğin diğer A’larda olmamasını tasarımcının tipografik tercihi olarak gördüğümüzü ama bu A’ları tipografik açıdan sorunlu bulduğumuzu da belirtelim.


Okumadığımız için kapak fotoğrafının kitabın içeriğiyle olan bağı isabetli mi bilmiyoruz. Ancak kompozisyon olarak pek de dengeli bulmadığımızı söylemeden geçmeyelim.


Arka kapak bir tanıtım metni içeriyor. Bu metnin spot biçiminde düzenlenmiş iki cümleden oluşan girişi iki satıra yayılsa da her cümlenin ayrı satıra yazılması mümkün görünüyor. Böyle yapılsaydı daha doğru bir okuma sağlayabilirdi.

 

 

İç Sayfa Tasarımı

 

Seçilen tırnaklı yazıtipi okunaklı ve olağandan oldukça büyük dizilmesine rağmen satır araları aşırı sıkışık. Kullanılan iç kağıt görece az da olsa arka veriyor.


Sayfa kenar boşlukları oldukça geniş kullanılmış, ancak sayfa numaraları yazı bloklarına çok yakın. Alıntılar için kullanılan düz yazıtipinin ana metnin yazıtipi ile gerekli uyumu sağlamadığını da söylemeliyiz. Künyesi yeterli.

 

 

 

 


 

 

 

 

Nimrod Çıldırışları, Etgar Keret, Siren Yayınları

 

 

Baskı

 

Sırt yazısında ortalama iyi değil, sırt presi yetersiz, yuvarlanma var, kesim iyi. Sayfaların ön yüzü ile arka yüzü arasında montaj uyumsuzluğu var, 8. forma.

 

 

 

 


Kapak Tasarımı

 

 

Ağzına turuncu bir yağlı urgan bağlı kalp şeklindeki bir siyah balon. Kitabın adı bu siyah kalbin üzerine dişi olarak ve küçük harflerle, yazar adı ise aşağı sallanan urganın hemen yanında ve onunla aynı renkte büyük harflerle yazılmış. Hemen altına konulan gölge ile kafamızı karıştırsa da etkileyici ve düşündürücü bir görsellik. Başlıkta kullanılan yazıtipi (‘ç’nin cılız kuyruğu hariç) yaratılan görsel atmosferle güçlü bir uyum içinde. Kapakta yer alan yazar adı pek de anlamlı olmayan bir şekilde üç boyutlu yapılmış. Ayrıca alıştığımızın aksine, çevirene hürmet gösterilerek, ismine anlamlı bir yer ayrıldığına da dikkat çekmek gerekiyor.

 

Sırt ‘ç’ harflerinin gazabına uğradığı için ortalama sorunları var. Arka kapak, çeşitli kaynaklardan tek cümlelik alıntılar ve kısa bir tanıtım yazısı içeriyor. Bu yazının içinde geçen “Nimrod Çıldırışları”  isminin iki kez metinle aynı yazıtipiyle, üçüncüsünde ise kapakta kullanılan yazıtipi ile dizilmiş olmasına bir anlam veremediğimizi de belirtelim.

 

 

 

İç Sayfa Tasarımı

 

İç sayfalar tırnaklı bir font ile görece sıkışık satır aralarıyla basılmış. Kenar boşlukları, sayfa numaralarının yeri ve büyüklüğü dengeli. Kağıdın rengi ve dokusu okumayı kolaylaştırıyor. Neredeyse arka vermeyen bir kağıt kullanılmış. Baskı kalitesi ile birlikte bu durum kitabı son derece okunaklı kılıyor. Künye sayfasının tasarımı dengesiz ancak künye içeriği ayrıntılı ve yeterli.

 

 


 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder


Merhabalar,

 

İletmek istediğiniz mesajı editor(at)sabitfikir.com'a mail atarsanız biz kendilerine ulaştırabiliriz.

 

Sevgiler,

 

 

44%
56%

Karne'nin yazarına nasıl ulaşılabilir?

52%
48%

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Ayin ismiyle Türkçeye çevrilen Hereditary (2018) korku türüne düşkün olanların uzun zamandır merakla beklediği filmdi ve görünüşe bakılırsa bekleyişe değdi. Tüm dünyada büyük ses getiren film, klasik korku unsurlarını özleyenleri de, alt metni bol, ailevi meseleleri deşen çetrefil bir korku filminin eksikliğini çekenleri de fazlasıyla etkilemiş gözüküyor.

Usta ile Margarita; hiç kuşkusuz, Mihail Bulgakov’un başyapıtı. İlk kez 1966 yılında Moskova Dergisi tarafından –sansürlenerek de olsa– basılan kitap, eleştirmenleri şaşkınlığa uğratır; sunduğu, yepyeni bir anlatı şeklidir çünkü.

Simon Kuper’in futbolun siyasetle, toplumsal hareketlerle bağını 22 ülkeden örneklerle ortaya koyduğu kitabı Futbol Asla Sadece Futbol Değildir insanlık tarihinin bu en popüler oyununa farklı bir bakış geliştirerek bir dönüm noktası olmuştu. Kuper, sırf kitabın başlığıyla bile, futbolla eril dilin holiganımsı refleksleri dışında bir ilişki kuranlara büyük bir armağan vermiş oldu.

Richard Silver, dünyayı gezerek heybetli manzaraları ve mimarisiyle onu etkileyen büyük, abidevi yapıları ölümsüzleştiren bir fotoğraf sanatçısı.  Çalışmaları başta Metropolitan Sanat Müzesi olmak üzere ABD’de pek çok galeride sergilenen Silver, aynı zamanda bir kütüphane tutkunu. Silver’a göre, kütüphaneler, iç mimarileri, süslemeleri ve renkleriyle, objektifi için biçilmiş kaftan.

Kökleri gotik edebiyatın Avrupa’dan uzanan karanlık ağlarıyla örülü olan Amerikan edebiyatının en önemli özelliklerinden biri, ilk edebi örneklerinden çağdaş çoksatanlara uzanan bir yelpazede, aile kavramının tekinsiz tarafına eğilmesidir.

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.