Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Ray Bradbury’den genç yazarlara 12 tavsiye




Toplam oy: 216

20. yüzyılın en önemli bilimkurgu yazarlarından biri Ray Bradbury. 5 Haziran 2012’de hayatını kaybettiğinde arkasında başta Mars Yıllıkları ve Fahrenheit 451 olmak üzere birçok ölümsüz eser bıraktı. Fakat bencil bir yazar değildi Bradbury, 2002 yılında Point Loma Nazarene University’de düzenlenen Writer’s Symposium By the Sea adlı sempozyumda kendi yazarlık kariyeri boyunca edindiği deneyimleri çok açık bir biçimde genç yazarlarla paylaştı. Sempozyum boyunca yazarak geçen hayatından ve kendisinin “yazma hijyeni” dediği rutinlerinden bahseden Bradbury’nin genç yazarlara sunduğu 12 tavsiye ise şöyleydi:


1.    “İşe roman yazmakla başlamayın.” Çünkü romanlar çok uzun sürer. Oysa bir yıl boyunca her hafta bir kısa öykü yazsanız bu toplamda 52 kısa öykü eder ve arka arkaya 52 tane kötü öykü yazmanız neredeyse imkansız. Ray Bradbury ilk romanım Fahrenheit 451’i yazmak için 30 yaşına kadar beklemişti. Beklediğine de değdi, ne dersiniz?


2.    “Onları seviyor olabilirsiniz, ama onlar olamazsınız.” Unutmamak gerekir ki her yazar kaçınılmaz olarak sevdiği yazarlara öykünür, tıpkı Bradbury’nin H.G. Wells, Jules Verne, Arthur Conan Doyle ya da L. Frank Baum’a öykünmüş olduğu gibi.


3.    “Nitelikli kısa öyküleri inceleyin.” Ray Bradbury bu konuda Roald Dahl, Guy de Maupassant ve daha az bilinen Nigel Kneale ve John Collier’i öneriyor.


4.    “Kafanızı doldurun.” Tüm o metaforları kurmanızı sağlayacak entelektüel birikimi inşa edebilmeniz için Bradbury uyku öncesi ufak bir okuma seansı öneriyor: Bir kısa hikaye, bir şiir ve bir makale. Fakat bu makalelelerin arkeoloji, zooloji, biyoloji, felsefe, politika ve edebiyatı da içine alan geniş bir kapsam içinden seçilmesi gerek. “Böyle geçen binlerce gecenin ardından kafanız tüm o bilgiyle dopdolu olacak!” diyor Ray Bradbury.


5.    “Size inanmayan arkadaşlarınızdan kurtulun.” Arkadaşlarınız sizin bu yazma tutkunuzla alay mı ediyor? Bradbury onları hiçbir açıklama yapmadan “kovmanızı” öneriyor.


6.    “Kütüphanede yaşayın.” Ve bilgisayarınızda yaşamayı bırakın. Bradbury üniversiteye gitmemiş olabilir ama doyumsuz okuma alışkanlığı sayesinde 28 yaşındayken “kütüphaneden mezun olmuştur.”

 


7.    “Filmlere aşkla yaklaşın.” Mümkünse eski filmlere...


8.    “Keyif alarak yazın.” Bradbury’ye göre yazmak ciddi bir iş değildi. Eğer bir hikaye yazmak ona iş yaptığı hissini vermeye başlarsa onu bırakır ve tamamen yeni bir tanesini yazmaya başlardı. “Benim yazmaktan aldığım keyfe imrenmenizi isterim,” demişti okurlarına.


9.    “Para kazanma planları yapmayın.” Bradbury ve karısı ancak 37 yaşından sonra bir araba satın alabilecek gücü bulmuşlardı.


10.    “Sevdiğiniz ve nefret ettiğiniz onar tane şeyi listeleyin.” Sevdiklerinizi yazın, nefret ettiklerinizi öldürün. Tabii nefret ettikleriniz hakkında da yazmayı unutmayın.


11.    “Aklınıza düşen bildik şeyleri yazın.” Bradbury yaratıcı tıkanmalara karşı “kelime birliği” öneriyor ve ekliyordu: “Ne de olsa içinizde neler olduğunu denemeden bilemezsiniz!”


12.    “Unutmayın, yanınıza gelip ‘Yazdıklarınız yüzünden sizi çok seviyorum,’ diyecek birini aramak için yazıyorsunuz.” Ya da belki de yanınıza gelip “İnsanların dediği kadar kaçık değilsiniz!” diyecek birini aramak için...

 

 

EK

 


 

 

Kaynak: OpenCulture

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Bilinç Yumağı: “Işık Karanlıkta Parlar”

 

Cem Kalender’in Klan isimli romanı yayımlandığı günden beri okurun ilgisini çeken, duyurdukları ve duyumsattıklarıyla farkını ortaya koyan bir ilk roman.

Edebiyat tarihi bildiğimiz, tanıdığımız yerler kadar sadece hayal dünyamızda var olan yerler de ihtiva eder. Bu yerler kimi zaman içinde yaşadığımız dünyanın kimselerin bilmediği bir köşesinde kurulmuştur, kimi zamansa çok uzaklarda bir yerlerde. Fakat bu yerlerin kimileri vardır ki onların ortak özelliği okurlarının o yerleri görmek, o hikayelerin bir parçası olmak istemesini sağlamasıdır.

Kitaplarla haşır neşir olanlar bilirler ki, kütüphanenizdeki kitapların sayısı arttıkça bir düzeni sürdürmek de gittikçe zorlaşır. Kitaplar raflara sığmaz olur, gittikçe üst üste yığılır ve en sonunda işler içinden çıkılmaz bir hal alır. Peki bu krizi olumlu bir duruma dönüştürmek mümkün mü?

 

Yeni yıl yeni kitaplar demek hiç kuşkusuz. Belki de uzun zamandır çevrilmesini beklediğimiz o kitabı 2018 içinde Türkçede görebileceğiz nihayet ya da nicedir yeni bir roman yazsa diye beklediğimiz o ismin yeni romanını okuyabileceğiz sonunda. Sürpriz ilk kitaplarla, yeni isimlerle de karşılacağız hiç kuşkusuz....

İstanbul Ataşehir’de, gökdelenlerin arasında bir vahadan farksız Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi (NGBB). Girişte, duvarlarında bahçenin tarihçesinin anlatıldığı levhaların sıralandığı bir tünelden geçiyorsunuz ve adeta bir zaman tüneli gibi, sizi bambaşka bir zamana ve mekana çıkarıyor o uzunca tünel.

 

Söyleşi

İrem Çağıl ile söyleşi:


“Bize sunulan şey ‘iyi’ olmayınca ‘iyi olanı’ bizim arayıp bulmamız gerekiyor.”


Ece KARAAĞAÇ


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.