Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Raymond Chandler'dan polisiye dersleri




Toplam oy: 41

Raymond Chandler tümüyle işsizlikten giriştiği polisiye yazarlığında bu denli başarılı olacağını hesap edebilmiş midir? Bilemeyiz. Ama Raymond Chandler'ın polisiye edebiyatın büyük ustalarından biri olduğu bugün su götürmez bir gerçek. Şantajcılar Ateş Etmez adlı ilk polisiye öyküsünün Black Mask dergisinde yayınlanmasıyla polisiye yazarlığı kariyeri de başlayan Chandler Büyük Uyku, Elveda, Güzelim, Yüksek Pencere ve Playback gibi romanların yanı sıra birçok polisiye filme de imzasını attı. Kara film kuşağının da aranan senaristlerinden olan ünlü polisiyeci Raymond Chandler'ın polisiye edebiyata dair düşüncelerini derledik:

 

1. Hem asıl hadisenin hem de çözümün akla yatkın bir biçimde gerekçelendirilmesi gerekir.

 

2. Cinayetin de, keşfin de teknik açıdan kuvvetli olması gerekir.

 

3. Karakterler, durumlar ve atmosfer gerçekçi olmalıdır. Hikaye gerçek dünyada ve gerçek insanlar arasında geçmelidir.

 

4. Hikayenin gizeminden bağımsız olarak, bir öykü olarak değerinin olması gerekir. Yani soruşturmanın kendisi okumaya değer bir macera olmalıdır.

 

5. Zamanı geldiğince yapılan açıklama kolayca izah edilecek denli basit olmalıdır.

 

 

 

 

6. Hikaye makul düzeyde zeki okuru şaşırtmalıdır.

 

7. Çözüm ortaya çıktığında okura kaçınılmaz görünmelidir.

 

8. Her şeyi tek seferde yapmaya çalışmamak gerek. Havalı ve makul bir ortamda geçen bir hikayede şiddet dolu bir macera ya da tutkulu bir aşk hikayesi barınamaz.

 

9.Suçlu cezasını bir biçimde çekmelidir, bunun ille de kanun yoluyla olması gerekmez. Eğer dedektif düğümü çözmekte başarısız olursa hikaye çözümlenmemiş bir duygu yaratır ve ardında bir öfke bırakır.

 

10. Okura karşı dürüst olmaz zaruridir.

 

 


 

 

Kaynak: The Whodunit: An Informal History of Detective Fiction

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Konu entelektüalite olduğunda hemen hepimizin olduğumuzdan iyi görünmek istediği aşikar. Öyle ki kimi zaman alakamız olmayan konularda bile fikir beyan edip ilgimiz olmayan konularda gülümseyerek kafa sallıyoruz. Bu elbette insan doğasının bir sonucu ve son derece normal. Ne de olsa hepimiz içinde bulunduğumuz topluluk tarafından kabul görme ve onaylanma eğilimindeyiz.

Teknolojinin gelişmesiyle basılı kitap diye bir şey kalmayacak, deyişini eminim siz de duymuşsunuzdur. Başta bu savı öne sürenlerin haklı olduğuna ben de inanmıştım. Ama görünen o ki, zannedilenin tersi oldu. Yakın bir zaman önce, dünya çapında toplanan verilere göre e-kitap satışlarında yüzde 4’lük bir düşüş görülürken, basılı kitap satışlarında da yüzde 4’lük bir artış görüldü.

Günlük hayatın koşuşturmacası içinde kitap okumaya ayırabildiğimiz zaman git gide kısalıyor. Hele ki kalınca bir romanı okumak eskisine göre çok daha fazla vaktimizi alıyor, hatta kimi zaman uzun bir hikayeyi takip etmekte zorlanıyoruz ve kitabı ne yazık ki yarıda bırakıyoruz.

Paris Rewiev kendisine ona göre 20. yüzyılın en büyük romanlarının hangileri olduğunu sorduğunda onlara şöyle yanıt vermişti Vladimir Nabokov:

 

Tarihle Yüzleşen Bir Roman: Resmigeçit

 

Söyleşi

Emre Yavuz ve Sinan Ural ile söyleşi:


“İşin sırrı çizgi romanda ya da figürde değil, biriktirme tutkusunda.”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.