Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Raymond Chandler'dan polisiye dersleri




Toplam oy: 102

Raymond Chandler tümüyle işsizlikten giriştiği polisiye yazarlığında bu denli başarılı olacağını hesap edebilmiş midir? Bilemeyiz. Ama Raymond Chandler'ın polisiye edebiyatın büyük ustalarından biri olduğu bugün su götürmez bir gerçek. Şantajcılar Ateş Etmez adlı ilk polisiye öyküsünün Black Mask dergisinde yayınlanmasıyla polisiye yazarlığı kariyeri de başlayan Chandler Büyük Uyku, Elveda, Güzelim, Yüksek Pencere ve Playback gibi romanların yanı sıra birçok polisiye filme de imzasını attı. Kara film kuşağının da aranan senaristlerinden olan ünlü polisiyeci Raymond Chandler'ın polisiye edebiyata dair düşüncelerini derledik:

 

1. Hem asıl hadisenin hem de çözümün akla yatkın bir biçimde gerekçelendirilmesi gerekir.

 

2. Cinayetin de, keşfin de teknik açıdan kuvvetli olması gerekir.

 

3. Karakterler, durumlar ve atmosfer gerçekçi olmalıdır. Hikaye gerçek dünyada ve gerçek insanlar arasında geçmelidir.

 

4. Hikayenin gizeminden bağımsız olarak, bir öykü olarak değerinin olması gerekir. Yani soruşturmanın kendisi okumaya değer bir macera olmalıdır.

 

5. Zamanı geldiğince yapılan açıklama kolayca izah edilecek denli basit olmalıdır.

 

 

 

 

6. Hikaye makul düzeyde zeki okuru şaşırtmalıdır.

 

7. Çözüm ortaya çıktığında okura kaçınılmaz görünmelidir.

 

8. Her şeyi tek seferde yapmaya çalışmamak gerek. Havalı ve makul bir ortamda geçen bir hikayede şiddet dolu bir macera ya da tutkulu bir aşk hikayesi barınamaz.

 

9.Suçlu cezasını bir biçimde çekmelidir, bunun ille de kanun yoluyla olması gerekmez. Eğer dedektif düğümü çözmekte başarısız olursa hikaye çözümlenmemiş bir duygu yaratır ve ardında bir öfke bırakır.

 

10. Okura karşı dürüst olmak zaruridir.

 

 


 

 

Kaynak: The Whodunit: An Informal History of Detective Fiction

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Sözcüklerin Farklı  Rotası: Deli Bal

Bir dönem fazlasıyla popüler olan anket defterlerinin tarihi hayli gerilere dayanıyor aslında. Ünlü Fransız yazar Marcel Proust henüz 13 yaşındayken de bir hayli popülermiş bu defterler. Öyle ki 13 yaşındaki Proust böyle bir defter satın alıp içindeki İngilizce soruları yanıtladıktan sonra arkadaşı Antoinette Faure’a doğum günü hediyesi olarak vermişti.

Koleksiyoncular, eski yayıncılar ve üreticilerle konuşursanız eğer, benzer yorumlar duyarsınız; Türkiye’de çizgi roman yayıncılığının altın çağının 1955-1975 yılları arasında yaşandığına inanılır. Sonrasında satışların düştüğü, doksanlı yılların başında kaybolma raddesine geldiği anlatılır.

Edebiyat ve felsefe deyince akla ilk olarak dilin kıvraklığı ile düşüncenin keskinliği bir araya gelse de, arka planda sıklıkla aşk hikayesi görürüz. Ustaca ve birikimle yazılan mektuplar oluşturur bu hikayeyi. Lübnan asıllı ressam, şair ve filozof Halil Cibran da aşk mektuplarıyla bilinen isimlerden.

Her okurun bir yazarı çok sevmek için son derece haklı ve bir o kadar özgün gerekçeleri vardır şüphesiz. Yola bu bilinçle, SabitFikir okurlarının edebiyatın öne çıkan yazarlarını neden sevdiklerine ilişkin bir tartışma başlatmak için çıktık. Öyleyse soruyoruz:  Siz Jules Verne'i niçin okuyorsunuz?

 

Söyleşi

Jean-Paul Didierlaurent ile söyleşi:


“Okunmayan kitap, ölü kitaptır. Bu yüzden ortadan kalkması mı gerekir?”

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.