Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Yazma motivasyonunuzu artıracak 10 öneri




Toplam oy: 20

"Başlamak bitirmenin yarısıdır," derler. Konu yazmak olduğunda bu söz hayli geçerlidir. Gerçekten de yazmaya başlamak zordur, yazmaya devam etmekse çoğu zaman daha da zordur. Özellikle de söz konusu bir roman olduğunda. Çünkü roman yazmak bir yönüyle maraton koşmaya benzer, belli bir standardı geniş bir zaman diliminde sürdürmeyi gerektirir. Bu denklemdeki en büyük değişken ise elbette motivasyondur. Sözgelimi bir yıla yayılan bir roman yazma sürecinde hikayenin sonunu getirmenizi sağlayacak yazma motivasyonunu korumak pek de kolay değildir. Eğer siz de yazma motivasyonunuzu korumak veya artırmak istiyorsanız bu önerilere kulak verebilirsiniz:

 

1. Kendinizi yazarken hayal edin. Kulağa biraz saçma gelebilir. Yine de bir deneyin. Klavyenin üzerinde gezinen parmaklarınızı ya da kağıdın üzerinde hareket eden kaleminizi hayal edin. Böylelikle masanın başına oturma fikri sandığınızdan daha somut bir hâl alacaktır.

 

2. Kendinize yazma nedeninizi sık sık hatırlatın. Başkaları sizden yazmanızı istediği için, popülerlik kazanmak için, olduğunuzdan daha zeki görünmek için yazmıyorsunuz. Yazmak size keyif verdiği için, anlatacak şeyleriniz olduğu için yazıyorsunuz. Bunu unutmamaya çalışın.

 

3. Kendinize günlük bir hedef belirleyin. Fakat bu hedefin yüksek bir hedef olmasındansa sizin açınızdan başarılabilir bir hedef olmasına dikkat edin. Bu hedef günlük 500 kelime ya da sadece bir paragraf olabilir. Gözünüzde fazlaca büyüyen bu hedefi ne kadar çabuk tamamlayabildiğinizi görmek kendinize olan güveninizi de tazeleyecektir.

 

4. Kendinize kötü yazma hakkı tanıyın. İçinizdeki mükemmeliyetçi sesten kurtulun. Kaleminizden çıkan her şeyin müthiş bir edebi değer ifade etmesine gerek yok. Üzerinde çalıştığınız şeyin şimdilik bir taslak olduğunu ve üzerinde tekrar tekrar çalışarak kusurlarını giderip daha iyi bir hale getirebileceğinizi kendinize hatırlatın.

 

5. Kendinize yazabileceğiniz bir alan yaratın. Bunun ille de Virginia Woolf'un söylediği gibi kendinize ait bir oda olması gerekmez. Jane Austen'in ailesiyle yaşadığı evin salonunda, küçük bir çalışma sehpası üzerinde yazdığını hatırlayın. Kendinizi rahat hissettiğiniz, konsantre olmayı başardığınız ve sizin için yazmakla özdeşleşen bir alan olması yeterli.

 

 

 

6. Yaratıcılığınızı geliştirmek için ortamınızı değiştirin. Eskilerin "Tebdil-i mekanda ferahlık vardır," derken bir bildikleri vardı kuşkusuz. Kendiniz için yarattığınız yazma alanı yazmaya motive olmanıza kuşkusuz yardım eder, fakat uzun vadede zaman zaman yaratıcı tıkanmalar yaşamanız da mümkündür. Böyle zamanlarda ortamınızı değiştirmek, örneğin bir kafeye ya da bir parka giderek çalışmak yaratıcılığınızı tekrar harekete geçirmenize yardımcı olabilir.

 

7. Müzik dinleyin. Müzik o anki modumuzu belirleyen önemli etkenlerden biridir. Yazdığınız şeye uygun bir müzik seçip çalışırken o müziği dinlemek hem o ruh durumuna girmenizi, hem de kendi ritminizi yakalamanızı kolaylaştırabilir.

 

8. Kendinize küçük notlar bırakın. Yazarken aklınıza sonraki bölümlerle alakalı güzel bir fikir geldiyse, fakat o günlük daha fazla çalışamayacağınızı hissediyorsanız ya da günlük hedefinizi tutturduysanız fikirlerinizi not etmekle yetinin. Böylelikle ertesi gün kaldığınız yerden devam edebilir ve o fikri hayata geçirebilirsiniz. Ernest Hemingway kendine günlük 500 kelime yazmak gibi bir hedef belirlemişti ve ne kadar havaya girmiş olursa olsun bu sınırı aşmaz ve 500 kelimeyi tamamladığında yazmayı bırakırdı. Çünkü bu yöntemin ertesi gün tekrar yazmaya başlamak için kendisini motive ettiğini düşünüyordu.

 

9. Egzersiz yapın. Fiziksel egzersizler vücudumuzdaki oksijen akışını artırması ve bizi canlandırması açısından oldukça faydalıdır. Fakat burada kastettiğimiz fiziksel egzersizler değil, yazma egzersizleri. Her gün kendinizi üzerinde çalıştığınız romana yeni bir bölüm ekleyemecek durumda hissedemeyebilirsiniz. Böyle zamanlarda cam kenarına ya da bir banka oturup etrafınızda gördüklerinizi anlatan kısa bir betimleme yazabilir ya da günlük tutarak o gün başınızdan geçenleri sadece kendinize anlatabilirsiniz. Böylece hem yazma halinden kopmamış olursunuz, hem de kalemizi kuvvetlendirebilirsiniz.

 

10. Ara verin. Bu noktaya kadar yazma halini sürekli kılmak üzerinde durmuş olsak da arada bir ara vermek size sandığınızdan daha iyi gelebilir. Bu noktada yazmanın bir yükümlülük değil, sizin bir tercihiniz olduğunu hatırlamanızda fayda var. Eğer yazmak size keyif vermez hale gelmişse, masanın başına oturmak size acı veriyorsa yazmaktan nefret etmektense biraz ara vermek daha iyidir. Belki birkaç saat, belki birkaç gün ya da birkaç ay... Yorgunluğunuzu atana, kendinizi daha iyi hissedene ve yazmanın keyfini özleyene kadar ara verin. Sonra masanızın başına geri dönün, bilgisayarınızı ya da defterinizi açın ve yazın!

 

 

 


 

 


Kaynak: Writing Cooperative

 

Görsel: Ömer Faruk Yaman

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Takip ettiğimiz ya da hayranlık duyduğumuz bir yazarın, dünyanın neresinde yazarsa yazsın, yeni kitabının yayımlanacağını genelde sosyal ağlardan ya da internet sitelerinden anında haber alıyoruz artık.

Kimi zaman bir oturuşta okuyup bitirdiğimiz kitapların yazılması yıllar almıştır, kimi zamansa uzun süre yanımızdan ayıramadığımız kitaplar sandığımızdan çok daha kısa sürede yazılmıştır. Bir kitabın  yazılma süresi çoğu zaman uzunluğuyla doğru orantılı görülse de durum her zaman bu yönde olmayabilir. Peki o çok severek okuduğumuz romanlar ne kadar sürede yazılmıştır dersiniz?

Son yıllarda yazılı olan kadar “çizili” olanı da okumak yaygınlık kazandı. Romanların kendisi yerine özetini okumanın; filmini ya da dizisini seyretmenin yanına “çizili” halini okuma eklendi. Bu durumun olumlu ve olumsuz yanları var elbette ama bu yazıda yerleri yok. Yine son yıllarda, tarihi romanlara gösterilen ilgi de belirgin biçimde arttı. Sevindirici bir durum.

Gözü kara bir öykücü: Bora Abdo

 

Kasabanın laneti, denizden gelen dehşet, delirmek ile ölmek arasında sıkışıp kalan kahramanlar, ihtişamlı geçmişin modern zamanlardan aldığı intikam… Bunların hepsi, H. P. Lovecraft’ın eserlerine, en azından Innsmouth’un Üzerindeki Gölge ya da Cthulhu’nun Çağrısı gibi önde gelen öykülere aşina okurlar için anahtar başlıklar.

Söyleşi

Ahmet Faruk Kayral ile söyleşi:


"Her şeye rağmen, yine de bu konuyla ilgilenen binlerce kültürlü insan var."


Ece KARAAĞAÇ

 

 

 

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.