Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

DündenYarına // Nesiller boyu okunacak bir kitap



Toplam oy: 112
Melih Cevdet Anday
Everest Yayınları
Melih Cevdet Anday gibi Türkçenin önemli bir şairinin-yazarının eserlerinin bugünün okuruyla buluşması önemli ve anlamlı bir girişim.

Melih Cevdet Anday –hikaye, oyun, roman, deneme, şiir gibi– yazının her türünde eser vermiş bir yazar, şair... Suçumuz Edebiyat kitabı da onun edebiyat yazılarında odaklanmış bir eser. (Anday'ın kitapları bir süredir Yalçın Armağan'ın editörlüğünde bizlerle buluşuyor. Ayrıca Yalçın Armağan ve Sevengül Sönmez'in birlikte hazırladıkları Tek Ciltte: Melih Cevdet Anday kitabı da onun dünyasına girmek için önemli bir girişim niteliğinde.) Oldukça hacimli bir eser olan Suçumuz Edebiyat'ta Yalçın Armağan, bir seçki ile onun dünyasının edebiyata bakan tarafını bizlerle paylaşmış. Tabii bir seçki, sonuçta seçeni de gözler önüne seren bir şey. Bunu da hep aklımızda tutmalıyız.


Seçkilerde dönemselleştirme, ele alınan kişinin eserlerindeki dönüm noktaları gibi unsurların göz önünde bulundurulması önemli bir yer işgal eder. Bu sebeple seçkiler, gerekli oldukları kadar “zor”durlar. Yalçın Armağan'ın hazırladığı elimizdeki seçkide ise, onun beğenilerinden ziyade yukarıda belirttiğim kıstaslar göz önünde bulundurulmuş görünüyor. Armağan da "Sunuş" yazısında, "tematik" seçkilerdeki zorluklardan bahsetmiş; aynı başlıkta birden çok şeyden bahsetme ve yazının konusunu belirlemedeki sıkıntılar kadar eserin yazarına has dil kullanımları, kelimelerin kavramsallaştırılması gibi... Tabii bu da ister istemez beraberinde tekrarları getirebiliyor. Örneğin kitabın ilk bölümünü oluşturan "Klasik Üstüne" kısmında sık sık tekrara düşülüyor. Buradaki yazılarda kimi zaman isimleri ve zamanı da şaşırarak anlatan yazar, “klasik” kelimesi üzerindeki köken ve anlam konusunda benzer şeyleri dile getiriyor. Sanırım bu da bir seçki hazırlamadaki zorluklardan biri olarak kaydedilmeli. Anday'ın dil hakkındaki yazıları ayrı bir yekûn tutuyor olmalı ki, Armağan, bu yazıların da başka bir kitap olarak değerlendirilebileceğini yine "Sunuş" kısmında belirtiyor.

Anday'ın "Kavramlar, Sorunlar, Tartışmalar" başlıklı bölümdeki denemelerinin sadece edebiyat üzerine değil, birey ve yaşamı hakkındaki tespitleriyle de önemli olduklarının altını özellikle çizmek gerekir. 1961 yılında yazdığı "Sırası mı?" başlıklı yazıdaki şu bölüm örneğin, güncelliğini halen korumakta: "Bana sorarsanız, bugün dünyanın en büyük sorunu, barış sorunudur. Çünkü bu sorun, yeryüzünde kalıp kalmayacağımızla, doğrudan doğruya ilintilidir. Ama buna bakarak, sevişmekten vazgeçmenin, bilimleri, sanatları yüzüstü bırakmanın hiç de gereği yoktur. Çünkü, barış bize gökten inmeyecektir, onu gene biz gerçekleştireceğiz. Nasıl mı? Sevişerek, bilimlerde, sanatlarda sonuna değin ilerleyerek, her alanda kötülüklerle savaşarak, bıkmadan, yılmadan yaşamayı güzelleştirerek...”

Diğer taraftan "B. Shaw'a, 'Nasılsınız?' diye sormuşlar, 'Shakespeare öldü, ben de kendimi pek iyi hissetmiyorum,'" lafı üzerinden bir edebiyatçının ölmesi ve değer kaybı üzerine yazdıkları, meseleye farklı yollardan bakmayı göstermesi açısından son derece ilgi çekici. Nitekim Anday'ın yazılarında dikkat çekici unsur da bu: Meseleye hem daha geniş bir perspektiften bakmak hem de daha önce bakılmadığı şekilde bakmayı mümkün kılan bir yol bulmak, bulmaya çalışmak. Ahmet Oktay ve Nurullah Ataç ile giriştiği tartışmalar, onların meseleyi ele alışını irdeleyişi, Anday'ın bir meseleyi farklı şekillerde ele almanın bir başka yolunu gösterirken o meseleyi çürütmenin ve onun hakkında fikir yürütmenin de yollarını gösteriyor.

Kavramların zaman içerisinde nasıl değiştiği de Anday'ın meselelerinden biri. Örneğin “modern” kavramıyla ilgili 1973 yılında yazdığı bir yazıda şu tanımı öneriyor: "'saçma' sayılan ile, 'ussal' olan birbirine yaklaşıyor. Bence sanatta 'modern' denilen anlayışın gizi burada yatmaktadır. Ancak, 'modern' derken ille 'yeni' demek istemiyorum."

Edebiyattaki temel unsurun "biçim" olduğu Anday'ın baştan beri savunduğu, kafa yorduğu bir mesele olarak karşımıza çıkıyor bu yazılarda. Biçimin ideolojiden üstün olduğunu da örneklerle kanıtlıyor. Bu örnekler, bugün de pek çok tartışma açmayı sağlayabilecek önemli tespitlerle dolu.

Melih Cevdet Anday gibi Türkçenin önemli bir şairinin-yazarının eserlerinin bugünün okuruyla buluşması önemli ve anlamlı bir girişim. Anday gibi biri yazdıklarıyla bizi birçok şeyi düşünmeye, sorgulamaya itiyor.

 

 

 


 

 

 

Görsel: Serkan Yolcu

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Bir metin/heykel/resim/sinema filmi/tiyatro oyunu üzerine düşünmek, bu düşünmeyi bir metne dönüştürmek nasıl bir süreci göz önüne almak demek? Bu süreci yazıya dökerken, dökme hali için kelimeler her zaman yeterli olur mu? Bunu bir başka şekilde anlatmak mümkün mü? Cem İleri'nin E Evi'ni okurken bu sorular kafamın bir köşesinde hep dönüp durdu.

Havalar ısındı, çiçekler böcekler derken evlilik mevsimi geldi çattı. Binbir türlü hayallerle birçok çift, dünya evine girecekler. Zaman zaman düşünüyorum; bu kadar fazla kişi evlenirken, bir yandan da o kadar fazla evlilik yürümüyor. İşte tam da nedenlerini anlamaya çalışırken, yakın bir zaman önce, hayatıma bir çift giriverdi ve evliliğin nasıl yürüdüğü üzerine kafa patlatmamı sağladılar.

Bugün uluslararası bir şöhret sahibi olan Haruki Murakami, Rüzgârın Şarkısını Dinle’de yazarlığa adım atışının hikayesini anlatıyor. Kısa ve sıcak bir anlatı.

Roman ve öykülerinin yanı sıra nitelikli çevirileriyle de tanıdığımız Fuat Sevimay, bu kez Hep Kitap’ın “Atölye” serisinden, çeviriye ve çevirmenliğe dair bir kılavuzla karşımızda: Çeviri’Bilirsin!: Edebiyatın Gizli Kahramanlığı Hakkında Notlar.

Bir arkadaşımın arkadaşının anlattığı hikayede, kırklarına doğru bir sanat akademisinde çalışmaya başlayan, ilerleyen aylarda da öğrencilerin resim bilgisiyle kendi eksiklerini karşılaştıran bir memur yaşıyormuş. Bu görevli zamanla, işi hızlandırmak için ünlü tabloların kötü kâğıda basılı görüntülerini toplayan, topladıkça haletiruhiyesini dağıtan bir karaktere dönüşüyor.

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.